Araba yola çıktı.
Otel geride kaldı. Sahil geride kaldı. Deniz geride kaldı.
Selenga arkaya baktı.
Deniz görünüyordu hala. Mavi. Küçüldü. Daha da küçüldü. Yok oldu.
Yolda
Selenga döndü öne.
Yol uzundu. Ağaçlar başladı. Şehirler. Köyler.
Çantasında avucunu sakladığı mavi boncuk vardı.
Çıkardı. Tuttu.
Işığa tuttu. İçinde küçük köpükler.
“Hala deniz rengi” dedi.
İki His
“Anne?”
“Hm?”
“Hem üzgünüm hem mutluyum. Bu normal mi?”
“Neden üzgünsün?”
"Denizi bıraktım. Mia'yı bıraktım. Otel odasını bıraktım."
“Neden mutlusun?”
“Evimize gidiyoruz. Kendi yatağım var. Kedim var. Mahallem var.”
“İkisi aynı anda olabiliyor demek.”
“Olabiliyor mu?”
“Evet. Buna nostalji de diyorlar. Güzel bir şeyi bırakmak zorunda kalmak.”
Selenga düşündü. “Nostalji acıtıyor ama güzel.”
“Öyle.”
Babасının Eli
Selenga uzandı. Babasının elini tuttu.
Baba baktı. Gülümsedi. Bırakmadı.
Selenga yaslandı. Gözlerini kapattı.
Denizi düşündü. Dalgaları. Kumun ayak altındaki hissi. Tuzlu suyu. Mia'yı. Martıları. Günbatımını.
Hepsini içinde gezdirdi. Tek tek.
Ev
Uyurken vardılar.
Baba kaldırdı. Taşıdı içeri.
Selenga gözlerini açtı. Kendi odası. Kendi tavanı.
“Ev” diye fısıldadı.
“Ev” dedi babası.
Yatağa koydu.
Selenga uzandı. Yastık tanıdıktı. Koku tanıdıktı.
Uyku geldi hemen.
Ve rüyasında deniz vardı. Dalgalar. Ve Mia el sallıyordu uzaktan.
Sabah
Sabah uyandı.
Koştu balkona.
Deniz yoktu. Sokak vardı. Binalar vardı.
Ama güneş vardı. Aynı güneş.
“Günaydın” dedi güneşe.
Güneş cevap vermedi. Ama ısıttı yüzünü.
Yeterliydi.
Velilere Not
Tatil dönüşü çocuklar için zor olabilir. “Hem üzgün hem mutlu” hissi normaldir. Bunu adlandırmak — nostalji — çocuğu rahatlatır. Ve eve dönüşte evin güzelliğini birlikte yeniden keşfetmek güçlü bir ritüeldir.
