Hava karardığında Selenga, amcasının elinden tuttu ve dışarı çıktı. “Amca, yıldızları izlemeye hazır mısın?” diye sordu heyecanla. Amcası gülümsedi, “Tabii canım, bugün gökyüzü çok güzel olacak.” Selenga ve amcası bahçede sakin bir yere oturdular. Amcası elindeki küçük teleskobu çıkardı. “Bak, burada hangi yıldızları görüyorsun?” diye sordu. Selenga gözlerini dikkatle gökyüzüne dikti, “Orada çok parlak bir yıldız var!” Amcası, “Evet, o Sirius, en parlak yıldızlardan biri.” dedi. Bir süre gözlem yaptılar, bazen bir yıldızın isimlerini öğrendiler, bazen takım yıldızların şekillerini hayal ettiler. Selenga sabırla amcasını dinledi ve birlikte yıldızların sırrını çözmeye çalıştılar. “Biliyor musun Selenga, her yıldızın kendine özel bir hikayesi vardır,” dedi amcası. O gece Selenga ve amcası, gökyüzünde sadece ışığı değil; hayalleri, umutları ve doğanın güzelliğini de gördüler. Eve dönerken Selenga, “Amca, bugün sabretmeyi ve birlikte öğrenmeyi çok sevdim.” diye fısıldadı. Amcası da ona sarıldı: “Seninle görmek ve keşfetmek çok güzeldi.” Böylece Selenga, merakla başlayan macerada paylaşmanın ve sabrın değerini bir kez daha hissetti.
Sonunda gökyüzü ve aile bağı, Selenga'nın kalbinde güzel bir dostluk ve bilgelik anısı olarak kaldı.
