Bir akşam Selenga, babaanne ile birlikte bahçeye kurdukları renkli gökyüzü çadırına girdi. Ellerinde dürbünleriyle yıldızları izlemeye başladılar. Selenga, “Babaanne, orada parlayan o ışık ne kadar değişik!” dedi merakla.
Babaanne gülümsedi, “Belki de özel bir yıldızdır, hadi daha yakından bakalım.”
Selenga, dürbünle dikkatle o ışığı izliyordu. Işık bazen kaybolup tekrar görünüyordu. Bu durum Selenga’yı düşündürdü. “Bunu neden yapıyor olabilir?”
Ertesi gün Selenga, babaanneyle kütüphaneye gidip yıldızlar ve uzayla ilgili kitaplar buldu. Kitaptaki bilgileri okudukça, parıltının aslında bir uydu olabileceğini öğrendi. Ertesi gece uyduları izlemek üzere tekrar çadıra döndüler.
Bu sırada, Selenga yeni bir komşu çocuğuyla tanıştı; adı Emre’ydi. Emre de uzay ve yıldızlarla ilgileniyordu. Birlikte dürbünü kullanıp gökyüzündeki uyduları, gezegenleri incelediler.
Selenga ve Emre, sabırla, iş birliğiyle ve bilgi paylaşımıyla gökyüzündeki sırları öğrenirken çok keyif aldılar. Babaanne onlara sıcak çikolata getirip, “Gerçek keşifler dostluklarla güzelleşir,” dedi.
O gece Selenga, yeni arkadaşı Emre ve babaanneyle geçirdiği zamana, öğrenmenin ve keşfetmenin mutluluğuna inanarak uykuya daldı.
Selenga'nın merakı ona yeni dostluklar ve bilgi kapıları açmıştı.
