Merhaba!
Ben Selenga.
Bugün sihirli zaman kapım beni Şanlıurfa'daki Göbekli Tepe'ye götürdü.
Kapı açılır açılmaz gökyüzüne uzanan kocaman taş sütunlar gördüm.
Bazılarının üzerinde hayvan resimleri vardı.
Tilkiler...
Kuşlar...
Yılanlar...
Hepsi taşa özenle işlenmişti.
“Vay canına!” dedim.
“Bu taşları kim yaptı?”
Tam o sırada Arda Abi yanıma geldi.
“Hoş geldin Selenga.” dedi.
“Burası Göbekli Tepe.”
“İnsanların yaptığı en eski anıtlardan biridir.”
Ben şaşkınlıkla etrafa baktım.
“Gerçekten mi?”
“Bu taşlar çok ama çok eski!”
Arda Abi gülümsedi.
“Evet.”
“İnsanlar binlerce yıl önce büyük emek vererek bu taşları hazırlamış.”
Birlikte yavaşça yürümeye başladık.
Toprağın altında hâlâ keşfedilmeyi bekleyen yerler vardı.
Arda Abi bana küçük bir fırça gösterdi.
“Arkeologlar kazı yaparken çok dikkatli çalışırlar.”
“Çünkü küçücük bir taş bile bize geçmişten önemli bilgiler verebilir.”
Ben merakla sordum.
“Yani gerçek hazine altın değil mi?”
Arda Abi başını salladı.
“Hayır.”
“Gerçek hazine geçmişimizi anlatan bilgilerdir.”
Ben gülümsedim.
“Ben de tarihi eserleri koruyacağım.”
Tam o sırada güneş taş sütunların üzerine vurdu.
Taşlar altın gibi parlamaya başladı.
Kendimi sanki binlerce yıl öncesine gitmiş gibi hissettim.
Arda Abi bana dönüp,
“Göbekli Tepe bize geçmişimizi anlatan çok özel bir armağandır.” dedi.
“Onu korursak gelecekteki çocuklar da bu gizemli taşları görebilir.”
Ben başımı salladım.
“Ben de tarihimizi ve doğamızı çok seveceğim.”
Tam o sırada sihirli zaman kapım yeniden parladı.
Acaba bir sonraki yolculuğum beni hangi tarihi sırra götürecek?
Ben Selenga.
Bir sonraki macerada görüşürüz!
