Merhaba!
Ben Selenga.
Bugün sihirli zaman kapım beni çok yüksek bir dağın zirvesine götürdü.
Hava tertemizdi.
Gökyüzü yavaş yavaş aydınlanıyordu.
Tam karşımdaysa kocaman taş heykeller duruyordu.
Onlar benden çok ama çok büyüktü.
Şaşkınlıkla,
“Vay canına!” dedim.
“Bu dev heykelleri kim yapmış?”
Tam o sırada Mehmet Dede yanıma geldi.
“Hoş geldin Selenga.” dedi.
“Burası Nemrut Dağı.”
Ben heyecanla sordum.
“Bu heykeller neden burada?”
Mehmet Dede gülümsedi.
“Çok uzun yıllar önce insanlar buraya büyük taşlardan heykeller yapmış.”
“Bugün bu heykeller bize geçmişimizi hatırlatıyor.”
Birlikte yavaş yavaş yürümeye başladık.
Güneş dağların arkasından yükselirken heykeller altın gibi parlamaya başladı.
Manzara o kadar güzeldi ki gözlerimi ayıramadım.
“Ne kadar güzel...” diye fısıldadım.
Mehmet Dede,
“Doğa ile tarih burada birbirine arkadaş olmuş.” dedi.
“Bu yüzden burayı temiz tutmalı ve korumalıyız.”
Ben başımı salladım.
“Tarihi eserler bizim hazinemiz.”
“Doğa da bizim evimiz.”
Mehmet Dede mutlu oldu.
“Aferin Selenga.”
“Geçmişimizi seven çocuklar geleceği de güzelleştirir.”
Tam o sırada sihirli zaman kapım yeniden parladı.
Acaba sıradaki yolculuğum beni hangi gizemli yere götürecek?
Ben Selenga.
Bir sonraki macerada görüşürüz!
