Akşamdı.
Baba henüz gelmemişti.
“Ne zaman gelir?” diye sordu Selenga.
“Geç olacak” dedi annesi. “Ama gelir.”
Selenga pencere kenarına oturdu.
Beklemek
Dışarıda arabalar geçiyordu.
Her araba gelince Selenga baktı. Bu mu? Bu mudur?
Değildi.
Başka araba. Başka insan.
Selenga bekledi.
Hayal
Beklerken hayal kurdu.
Baba kapıyı açacak. Sesi gelecek önce. “Geldim!” diyecek. Sonra ayakkabılarını çıkaracak. Sofaya bırakacak. Mutfağa girecek. “Ne var yemekte?” diyecek.
Ve sonra Selenga koşacak. Sarılacak.
Baba kaldıracak. Havaya kaldıracak. Selenga güldürsün diye.
Sabır
Araba geçti. Değildi.
Araba geçti. Değildi.
Selenga yavaşça uyukladı. Başı pencereye yaslandı.
Ve sonra...
Bir ses. Kapı.
“Geldim!”
Selenga uyandı. Koştu.
Baba oradaydı. Yorgundu ama gülümsüyordu. Ayakkabılarını çıkarıyordu.
Selenga sarıldı. Bel hizasına sarıldı çünkü boyunu yetmedi.
“Bekledin mi?”
“Evet.”
“Özür dilerim, geç kaldım.”
“Biliyorum. Ama geldin.”
Her Gece Gelir
“Her gece gelir misin?” diye sordu Selenga.
“Mümkün olduğunca.”
“Ama bazen geç olacak mı?”
“Bazen.”
“O zaman ben beklerim.”
“Her gece beklemenize gerek yok.”
“Ama istersek?”
Babası kaldırdı Selenga'yı. Havaya. Selenga güldü.
“İsterseniz tabii” dedi babası. “Ben de beklediğinizi bilmek isterim.”
Velilere Not
Bu masalı geç gelen ebeveyn için değil, bekleyen çocuk için okuyun. Beklemenin güzelliğini, gelmenin değerini anlatır. Kapı açılınca sarılın — masalın sonu orada.
