Merhaba!
Ben Selenga.
Bugün sihirli zaman kapım beni rengârenk bir ormana götürdü.
Ağaçların yaprakları güneşte parlıyordu.
Çiçekler gökkuşağı gibi rengârenkti.
Kuşlar neşeyle şarkılar söylüyordu.
Tam o sırada küçük beyaz bir tavşan yanıma geldi.
“Hoş geldin Selenga!” dedi.
Şaşkınlıkla gözlerimi açtım.
“Tavşanlar konuşabiliyor mu?”
Tavşan gülümseyerek,
“Burası Sihirli Orman.” dedi.
“Burada sevgi dolu herkes birbirini anlayabilir.”
Birlikte ormanın içine doğru yürümeye başladık.
Parlayan mantarlar vardı.
Işıl ışıl kelebekler etrafımızda uçuyordu.
Minik sincaplar ağaç dallarında oyun oynuyordu.
Biraz ileride küçük bir kuşun üzgün olduğunu gördüm.
“Ne oldu?” diye sordum.
Kuş,
“Yuvamdan düşen dalları tek başıma taşıyamıyorum.” dedi.
Hemen tavşanla birlikte dalları toplamaya başladık.
Sincaplar da yardım etti.
Kirpi küçük yapraklar getirdi.
Kelebekler bize yolu gösterdi.
Kısa sürede kuşun yuvası yeniden hazır oldu.
Kuş sevinçle kanat çırptı.
“Hepinize teşekkür ederim!” dedi.
Tam o anda bütün orman parlamaya başladı.
Çiçekler daha da güzelleşti.
Ağaçlar rüzgârla dans etti.
Ben şaşkınlıkla,
“Bu nasıl oldu?” diye sordum.
Bilge Baykuş ağacın dalına kondu.
“Gördün mü Selenga?” dedi.
“Bu ormanın gerçek sihri sevgi, yardımlaşma ve paylaşmaktır.”
Ben gülümsedim.
“Demek en güçlü büyü iyilik yapmakmış.”
Bilge Baykuş başını salladı.
“Evet.”
“Doğayı seven ve arkadaşlarına yardım eden herkes bu sihrin bir parçasıdır.”
Tam o sırada sihirli zaman kapım yeniden parladı.
Acaba bir sonraki maceram beni hangi masal diyarına götürecek?
Ben Selenga.
Bir sonraki macerada görüşürüz!
