Merhaba!
Ben Selenga.
Bugün sihirli zaman kapım beni bembeyaz bir kış ülkesine götürdü.
Kar taneleri usul usul gökyüzünden süzülüyordu.
Ağaçların dalları pamuk gibi karlarla kaplanmıştı.
Tam o sırada küçük bir kardan adam gördüm.
Burnunda turuncu bir havuç vardı.
Başında kırmızı bir bere taşıyordu.
Ama yüzü biraz üzgündü.
Yanına gidip gülümsedim.
“Merhaba.”
“Ben Selenga.”
Kardan adam da gülümsedi.
“Benim adım Pamuk.”
“Sen neden üzgünsün?” diye sordum.
Pamuk içini çekti.
“Ben de gökyüzündeki kuşlar gibi uzakları görmek istiyorum.”
“Ormanları, dağları ve denizleri merak ediyorum.”
Ben biraz düşündüm.
“Belki uçamazsın.”
“Ama hayal kurabilir ve yeni arkadaşlar edinebilirsin.”
Tam o sırada sevimli bir serçe yanımıza kondu.
“İstersen sana gördüğüm yerleri anlatırım.” dedi.
Ardından neşeli bir tavşan geldi.
“Ben de ormandaki çiçekleri anlatırım.”
Küçük sincap da koşarak geldi.
“Ben de yüksek ağaçların tepesinden gördüklerimi paylaşırım.”
Pamuk'un yüzü bir anda aydınlandı.
“Demek ki tek başıma göremesem bile arkadaşlarım sayesinde dünyayı tanıyabilirim.”
Birlikte kardan küçük bir kale yaptık.
Kartopu oynadık.
Kardan minik bir tavşan yaptık.
Gülüşmelerimiz bütün ormanda yankılandı.
Güneş yavaş yavaş batmaya başladı.
Pamuk bana dönüp gülümsedi.
“Artık en büyük hayalimin uçmak olmadığını biliyorum.”
“En büyük hayalim güzel arkadaşlara sahip olmakmış.”
Ben de gülümsedim.
“Gerçek mutluluk, paylaşılan güzel anılardadır.”
Tam o sırada gökyüzünden iri kar taneleri yeniden yağmaya başladı.
Sihirli zaman kapım usulca parladı.
Pamuk bana el salladı.
“Yine gel Selenga!”
Ben de el salladım.
“Mutlaka geleceğim.”
Bir sonraki masalda görüşürüz!
