Merhaba!
Ben Selenga.
Bugün sihirli zaman kapım beni yemyeşil bir ormana götürdü.
Kuşlar neşeyle şarkılar söylüyordu.
Kelebekler rengârenk çiçeklerin arasında uçuyordu.
Tam o sırada kocaman bir çınar ağacından yumuşacık bir ses duydum.
“Hoş geldin Selenga.”
Şaşkınlıkla etrafa baktım.
“Kim konuştu?”
Ağaç gülümser gibi yapraklarını salladı.
“Ben konuştum.”
Ben hayranlıkla ağaca yaklaştım.
“Gerçekten konuşabiliyor musun?”
“Elbette.” dedi yaşlı çınar.
“Doğayı seven çocuklarla konuşabilirim.”
Ben mutlulukla ağacın gövdesine dokundum.
“Kocaman olmuşsun.”
Yaşlı çınar hafifçe güldü.
“Ben yüzlerce mevsim gördüm.”
“Birçok kuşa yuva oldum.”
“Birçok sincap dallarımda oyun oynadı.”
Tam o sırada küçük bir serçe telaşla uçup geldi.
“Yuvamdan bir dal düştü.” dedi.
Hiç düşünmeden yere düşen küçük dalı yerine koyduk.
Serçe sevinçle ötüp teşekkür etti.
Yaşlı çınar bana baktı.
“Gördün mü Selenga?”
“Doğayı koruyan herkes onun dostu olur.”
Ben başımı salladım.
“Ben de bütün ağaçları çok seveceğim.”
Tam o anda hafif bir rüzgâr esti.
Yapraklar birlikte şarkı söylemeye başladı.
Sanki bütün orman bize teşekkür ediyordu.
Yaşlı çınar son kez konuştu.
“Her dikilen fidan, geleceğe bırakılan bir hediyedir.”
Ben gülümseyerek cevap verdim.
“Ben de büyüyünce birçok ağaç dikeceğim.”
Tam o sırada sihirli zaman kapım yeniden parladı.
Acaba bir sonraki maceram beni hangi doğa harikasına götürecek?
Ben Selenga.
Bir sonraki masalda görüşürüz!
