Parktan dönüyorlardı.
Gökyüzü karardı. Bulutlar toplandı.
“Anne şemsiye yok” dedi Selenga.
“Yok” dedi annesi.
“Yağmur yağacak gibi.”
“Öyle görünüyor.”
“Koşalım mı?”
Annesi durdu. Düşündü.
“Hayır.”
Neden?
“Neden?” diye sordu Selenga.
“Çünkü yağmurda yürümek güzel.”
“Islanacağız.”
“Islanacağız.”
“Üşüyeceğiz.”
“Biraz.”
“Ve çamur olacak.”
“O da.”
Selenga baktı. “Ama neden yine de?”
“Çünkü sen ve ben buradayız. Ve yağmur geliyor. Ve bu bir daha olmayabilir.”
Yağmur
İlk damla Selenga'nın burnuna düştü.
Sonra alnına.
Sonra saçlarına.
Selenga durdu. Hissetti.
Soğuk. Ama hoş bir soğukluk.
Annesi elini tuttu. Yavaşça yürüdüler.
Yağmur arttı. İnce çizgiler oldu. Sonra kalın damlamalar.
Selenga saçları ıslak, gözleri yarı kapalı yürüdü.
Bakmak
“Anne, bak” dedi Selenga.
Su birikintileri oluşuyordu. Her yerde.
“Bak nasıl daireler çiziyor.”
Her damla düştüğünde küçük bir halka oluşuyordu. Sonra kayboluyordu. Sonra başka bir damla. Başka bir halka.
“Sonsuz tane” dedi Selenga.
“Sonsuz” dedi annesi.
“Her biri farklı.”
“Her biri farklı.”
Birikinti
Selenga bir birikintinin kenarına geldi.
Durdu.
Annesine baktı.
Annesi güldü. “Gir.”
“Gerçekten mi?”
“Bir kez. Hayatında bir kez birikintiye girmen lazım.”
Selenga girdi.
Su sıçradı. Ayakkabıları ıslandı. Çorapları ıslandı.
Ve Selenga güldü. Çok güldü.
Annesi de güldü.
İkisi ıslak, gülen, sokak ortasında.
Eve Dönünce
Eve geldiler. İkisi de ıslaktı.
Ayakkabıları çıkardılar. Havlular aldılar.
Annesi Selenga'nın saçını ovuşturdu havluyla.
“Nasıldı?”
“En güzel yağmur.”
“Neden?”
Selenga düşündü.
“Çünkü seninleydi. Ve sen izin verdin.”
Annesi saçını ovuşturmaya devam etti.
“Ben de senden izin aldım aslında.”
“Benden mi? Nasıl?”
“Sen sevinerek girdin birikintiye. Ben de seve seve izledim.”
Velilere Not
Bir dahaki yağmurda şemsiyeyi bırakın. Sadece birkaç dakika. Çocuğunuzla birikintiye girin. Bu masalı yaşayın — okumanıza gerek kalmaz.
