Tavan arası karanlıktı. Ama Selenga meraklıydı.
Annesinin izniyle çıktı yukarı. Fener elinde, adım adım ilerledi.
Eski kutular, eski kıyafetler, eski kitaplar.
Sonra bir köşede — küçük, ahşap, gümüş kapaklı bir kutu.
Üzerinde tozu sildi. Bir anahtar vardı kenarda.
Çevirdi.
Müzik başladı. Tınk... tınk... tınk...
Ve Selenga'nın gözleri kapandı.
İlk Rüya
Selenga bir çayırda duruyordu. Her taraf yeşil. Küçük çiçekler. Uzakta mavi dağlar.
Bir kelebek kondu eline. Sonra iki. Sonra yüzlerce.
Kahkaha attı Selenga.
Sonra müzik durdu. Gözleri açıldı.
Hala tavan arasındaydı.
Anahtarı tekrar çevirdi.
İkinci Rüya
Bu sefer denizin üzerinde yürüyordu. Su ayaklarının altında ama batmıyordu.
Balıklar sudan sıçrıyordu etrafında. Yunuslar şarkı söylüyordu.
Uzakta adalar. Her birinde farklı renkler.
“Hangisine gidelim?” dedi bir yunus.
“Hepsine” dedi Selenga.
Yunus güldü. “Doğru cevap.”
Müzik durdu.
Üçüncü Rüya
Bir kütüphaneydi. Ama normal değil — kitaplar uçuyordu. Raflar tavana kadar uzanıyordu. Merdivenlerin sonu yoktu.
Bir kitap geldi Selenga'nın önüne. Açıldı.
İçinde Selenga'nın resmi vardı. Ve altında: *“Bu senin hikayenin. Henüz yazılmadı.”*
Selenga güldü.
Müzik durdu.
Seçim Zamanı
Selenga kutuyu tuttu. Anahtarı çevirdi ama durdu.
Hangisi? Hangi rüyayı seçmeli?
Kelebekler mi, deniz mi, kütüphane mi?
Sonra bir şey fark etti.
Kutuya baktı. Üzerinde küçük yazı vardı:
*“Bu gece seçtiğin rüyayı görürsün. Ama en güzel rüya — hâlâ yazılmamış olandır.”*
Selenga düşündü.
Kutuyu kapattı. Anahtarı çevirmedi.
Yatağına gitti.
Gözlerini kapattı.
Ve o gece öyle bir rüya gördü ki — kelebek de vardı, deniz de, uçan kitaplar da. Ve içinde kendisi yazan bir sayfa.
Sabah uyandığında gülümseyerek kalktı.
En güzel rüya — kendi hayal ettiğiydi.
Velilere Not
Uyku öncesi için ideal. Kısa ve tatlı. Çocuğunuza sorun: “Sen bu gece hangi rüyayı görmek isterdin?”
