Merhaba!
Ben Selenga.
Bugün sihirli zaman kapım beni Kapadokya'ya götürdü.
Gözlerimi açınca gökyüzünde rengârenk balonlar gördüm.
Kırmızı...
Mavi...
Sarı...
Yeşil...
Hepsi yavaşça gökyüzüne yükseliyordu.
“Ne kadar güzel!” diye heyecanla bağırdım.
Tam o sırada Balon Amca yanıma geldi.
“Hoş geldin Selenga.” dedi.
“Bugün sen de gökyüzüne çıkmaya hazır mısın?”
Ben sevinçle,
“Evet!” dedim.
Birlikte büyük sıcak hava balonuna bindik.
Balon yavaşça yükselmeye başladı.
Aşağıda ilginç şekilli kayalar vardı.
Bazıları uzun bir kuleye...
Bazıları küçük mantarlara...
Bazıları ise masal şatolarına benziyordu.
“Onlar ne?” diye sordum.
Balon Amca gülümsedi.
“Bunlara peri bacaları denir.”
“Rüzgâr ve yağmur, milyonlarca yıl boyunca kayaları şekillendirmiş.”
Ben şaşkınlıkla etrafı izledim.
“Demek doğa bir sanatçı gibi çalışmış.”
Balon Amca başını salladı.
“Aynen öyle.”
“Kapadokya hem doğanın hem de tarihin en güzel armağanlarından biridir.”
Balon bulutların arasında süzülürken güneş yavaşça doğdu.
Altın renkli ışıklar peri bacalarını parlatıyordu.
Manzara o kadar güzeldi ki gülümsemekten kendimi alamadım.
Ben,
“Bu güzellikleri herkes görebilsin diye onları korumalıyız.” dedim.
Balon Amca mutlu oldu.
“Aferin Selenga.”
“Doğayı seven çocuklar dünyanın gerçek kahramanlarıdır.”
Tam o sırada sihirli zaman kapım yeniden parladı.
Acaba bir sonraki maceram beni hangi güzel yere götürecek?
Ben Selenga.
Bir sonraki macerada görüşürüz!
