Merhaba!
Ben Selenga.
Bugün sihirli zaman kapım beni binlerce yıl öncesine götürdü.
Etrafımda eski taş duvarlar vardı.
Toprağın altında gizlenmiş kocaman bir şehir beni bekliyordu.
Tam o sırada Elif Arkeolog yanıma geldi.
“Hoş geldin Selenga.” dedi.
“Bugün küçük bir keşif yapacağız.”
Ben heyecanla sordum.
“Hazine mi arıyoruz?”
Elif Arkeolog gülümsedi.
“Evet.”
“Ama düşündüğün gibi altın ve mücevher değil.”
Birlikte dikkatlice yürümeye başladık.
Toprağın altında eski çömlek parçaları bulduk.
Üzerlerinde ilginç desenler vardı.
Biraz ileride büyük taşlara çizilmiş eski işaretler gördük.
Ben merakla eğildim.
“Bunlar ne?”
Elif Arkeolog cevap verdi.
“Bunlar Hititlerden kalan izler.”
“Onlar bize geçmişte insanların nasıl yaşadığını anlatıyor.”
Ben şaşkınlıkla dinledim.
“Demek gerçek hazine bunlar.”
Elif Arkeolog başını salladı.
“Evet.”
“Çünkü bilgiler, altından bile daha değerlidir.”
Sonra eski bir mühür bulduk.
Ama ona dokunmadık.
Elif Arkeolog,
“Tarihi eserler uzmanlar tarafından dikkatlice incelenir.” dedi.
“Onları korursak geçmişimizi daha iyi öğrenebiliriz.”
Ben gülümsedim.
“Ben de büyüyünce tarihimizi koruyan biri olmak istiyorum.”
Elif Arkeolog çok mutlu oldu.
“İşte gerçek kahramanlar merak eden ve öğrenmeyi seven çocuklardır.”
Tam o sırada sihirli zaman kapım yeniden parladı.
Acaba sıradaki maceram beni hangi eski uygarlığa götürecek?
Ben Selenga.
Bir sonraki macerada görüşürüz!
