Eve döndüler.
Bavullar açıldı. Kirli çamaşırlar sepete. Hediyelik eşyalar rafa.
Akşam baba bilgisayarı açtı.
“Fotoğraflara bakalım mı?”
Ekranda Tatil
Fotoğraflar açıldı.
İlk: Sahil. Güneş. Selenga kumda oturuyor. Saçları dağınık.
“Ben miyim bu?” dedi Selenga.
“Sensin.”
“Çok dağınık saçım.”
“Güzel görünüyorsun.”
Sonraki: Kayık. Martılar. Baba gülüyor.
“O martı ekmek alıyor” dedi Selenga. “Ben fırlattım.”
“Hatırlıyorum.”
Her Fotoğraf Bir Şey
Fotoğraflar geçti.
Günbatımı. Dondurma. Kum kalesi — yıkılmadan önceki.
“Dur” dedi Selenga. “Bu kum kalesiydi.”
“Dalga yıktı.”
“Biliyorum. Ama fotoğrafta hala var.”
Fotoğrafta kale duruyordu. Sağlamdı. Güzeldi.
“Fotoğraf dalgadan güçlü” dedi Selenga.
“Nasıl yani?”
“Dalga kalemi yıktı. Ama fotoğraf bırakmadı.”
En Güzel Fotoğraf
Fotoğraflar bitti.
“Hangisi en güzeli?” diye sordu baba.
Selenga düşündü.
“Şu” dedi.
Ekranda bir fotoğraf. Arabada. Selenga uyuyor. Başı babасının omzuna yaslanmış. Baba direksiyona bakıyor.
“Bu mı?” dedi anne. “Uyursun sen bunda.”
“Evet.”
“Neden bu?”
Selenga baktı fotoğrafa.
“Çünkü ben uyuyorum. Ama baba orada. Uyurken bile güvendeyim. Ve bu görünüyor fotoğrafta.”
Baba baktı fotoğrafa.
Sessiz kaldı.
“Bunu ben mi çektim?” diye sordu anne.
“Ben çektim” dedi baba alçak sesle. “Bir ışıkta durduğumda.”
Anne baktı.
“Güzel.”
“En güzeli” dedi Selenga.
Çerçeve
Ertesi gün Selenga sordu: “Bu fotoğrafı bastırabilir miyiz?”
“Neden?”
“Odama asmak istiyorum.”
Bastırdılar. Küçük çerçeveye koydular.
Selenga odasına astı. Yatak başına.
Geceleri uyumadan önce baktı.
Arabada. Omuzda. Güvende.
Her gece iyi geceler dedi fotoğrafa.
Velilere Not
Tatilde çekilen fotoğraflar arasında “anlık” olanlar en değerlilerdir. Poz verilmemiş, beklenmedik anlar. Çocuğunuzla birlikte bakın ve “en güzelini” seçmesini isteyin — cevap sizi şaşırtabilir.
