Her akşam aynı şeyi yapıyorlardı.
Sahile gidiyorlardı. Oturuyorlardı. Bekliyorlardı.
Güneş yavaşça iniyordu.
Renk Değişimi
“Bak” dedi annesi.
Selenga baktı.
Güneş sarıydı. Sonra turuncu oldu. Sonra kırmızı.
Gökyüzü de değişti. Mavi gitti. Pembe geldi. Mor geldi. Sonra koyu mavi.
“Nasıl yapıyor bunu?” diye sordu Selenga.
“Güneş mi?”
“Evet. Nasıl bu kadar renk çıkıyor?”
“Işık atmosferden geçerken kırılıyor. Farklı renkler farklı yönlere dağılıyor.”
Selenga anlamadı tam. Ama güzeldi.
“Açıklaması zor ama güzel” dedi.
“Bazı şeyler öyle” dedi annesi.
Nereye Gidiyor?
“Güneş nereye gidiyor?” diye sordu Selenga.
“Batıya. Ama aslında biz dönüyoruz.”
“Biz mi?”
“Dünya dönüyor. Güneş sabit. Biz ondan uzaklaşıyoruz. Bu yüzden batıyor görünüyor.”
Selenga baktı güneşe. “Yani güneş gitmiyor mu?”
“Gitmiyor. Biz gidiyoruz.”
“Peki şu an nerede?”
“Dünyamızın öte tarafını aydınlatıyor. Başka çocuklar şimdi sabah uyandı.”
Selenga hayal etti. Uzakta. Dünyamızın öte tarafında. Başka bir çocuk gözlerini açıyor. Güneş onlara bakıyor.
“Güneş hep var” dedi Selenga.
“Hep var.”
Kaybolmadan Önce
Güneş neredeyse gitmişti. Sadece kırmızı bir şerit kalmıştı ufukta.
Selenga kalktı. Koştu suya. Dizine kadar girdi.
“Daha git mee!” diye bağırdı güneşe.
Dalga geldi. Ayaklarına çarptı.
Güneş yine de gitti.
Karanlık geldi.
Ama yıldızlar çıktı.
Selenga döndü. “Anne, güneş gitti ama yıldızlar geldi.”
“Her gece böyle.”
“Hiç karanlık kalmıyor mu?”
“Karanlık kalıyor. Ama içinde hep ışık var.”
Her Akşam
Tatil boyunca her akşam izlediler.
Bazen kırmızı oldu güneş. Bazen turuncu. Bazen bulutlar içindeydi.
Ama Selenga hepsini izledi.
“Anne” dedi son akşam.
“Hm?”
“Tatil bitince günbatımı olmayacak mı?”
“Evde de oluyor.”
“Ama buradaki gibi değil.”
“Hayır, buradaki gibi değil. Ama güneş aynı güneş.”
Selenga düşündü.
“Tamam. O zaman eve gidince de izleriz.”
“Her akşam.”
“Söz mü?”
“Söz.”
Velilere Not
Günbatımı izlemek için ekransız, sessiz 15 dakika ayırın. Çocukla yan yana oturun. Konuşmak zorunda değilsiniz.
